Prof. Dr. Ergin Ulutaş: Bir enerji boşalmıştır ama stres birikimi yüklenmiştir

Nokta TV ekranlarında yayınlanan Adem Yaman ile Akademi Günlüğü programında toplumu yakından ilgilendiren deprem konusu ele alındı. Programın konuklarından Prof. Dr. Engin Ulutaş, Marmara’da yaşanan 6.2 şiddetindeki depremin ne anlama geldiği konusunda önemli açıklamalarda bulundu.

Prof. Dr. Ergin Ulutaş: Bir enerji boşalmıştır ama stres birikimi yüklenmiştir

Kocaeli Haber - İstanbul’da Silivri açıklarında yaşanan 6.2 şiddetinde depremin ardından Nokta TV ekranlarında yayınlanan Adem Yaman ile Akademi Günlüğü programında Deprem Özel yayını gerçekleştirildi. Kocaeli Üniversitesi Jeofizik Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ergin Ulutaş, Kocaeli Üniversitesi İnşaat Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Dr. Serkan Engin ve AKUT Arama Kurtarma Derneği Kocaeli Ekibi Seminer Birim Sorunlusu İnş. Müh. Feraye Kara’nın konuk olduğu programda deprem konusu detaylı olarak olarak ele alındı.

NE ANLATIYOR?

Program konuklarından Prof. Dr. Ergin Ulutaş, Marmara Denizi’nde yaşanan 6.2 şiddetindeki depremin topluma ne atlattığını konusunda değerlendirme bulunarak depremle birlikte bir enerjinin boşaldığı belirterek “ama bu boşalan enerji diğer segmentlere de stres birikimini yüklemiştir. Dolayısıyla bunu takip etmemiz gerekir. Bugünden çok net bir şey söylemek mümkün değil” ifadelerinin kullandı.

“ALIŞKIN GİBİYİZ AMA HEP ŞAŞKINIZ”

Ulutaş’ın açıklamalarının satır başları şu şekilde: “Depremleri dinler ve bilir oldu. Oluş zamanlarını bilebiliyoruz. Medyadan ya da bilimsel yayınlardan takip ediyoruz. Alışkın gibiyiz ama hep şaşkınız. Her defasında şaşırıyoruz. Ama doğası gereği olması gereken yerde bu depremler oluşuyor. Bizim hiç olmasını ummadığımız bir yerde çok nadir oluşur o da çeşitli parametrelere bağlıdır. Ama biz genelde nerede olacağı konusunda akıl yürütebiliriz. Bu konuda bilimsel çalışmalar yapabiliriz.

TARİHSEL SÜREÇ

Yaşanan depreme gelirsek evet olması gereken bir yerde oldu. Olmasını beklediğimiz yerde de oldu. Bizimde bulunduğumuz İzmit’ten Kuzey Anadolu Fayına bakacak olursak 1939 Erzincan Depremi ile başladı. 1942’de Tokat’ta bir deprem oldu. 43’te Tosya-Ladik’te bir deprem oldu, 44’de Kurşunlu-Çerkeş’te oldu, 57’de Bolu-Abant’ta oldu, 67’de Adapazarı’nda oldu. Bakın yaklaşıyorum. Arada bir boş bir alan var ki orası Marmara. Marmara’daki depremlerin tarihsel sürecine bakacak olursak 1894’de bir deprem var. Çok önce Osmanlı tarihindeki kayıtlara bakacak olursak 1509’da küçük kıyamet dedikleri büyük bir deprem var. 1766’da yine büyük bir deprem var. Buradan baktığımızda bu elimizdeki bilgiler hangi bölgelerde büyük bir deprem olma olasılığını bize söylüyor.

“OLMASINI BEKLEDİĞİMİZ NOKTA”

Ancak bu son yaşanan 6.2 şiddetinde deprem 1912 Tekirdağ Şarköy, 99 Depremi’nin tam bittiği Yalova arasındaki gerilmenin yüksek olduğu Kumburgaz dediğimiz segmentte oluştu. Kandilli’ye göre 6.1, ilk başta 5.9 açıklandı. Bunlar gayet normal. Çünkü depremin büyüklüğünü depremin hemen ardından tam olarak bulmak kolay değil. Gerekli analizler yapılacak, bazen revize etmemiz gerekebilir. 1 gün bile sürebilir. Dolayısıyla bu bizim aslında Marmara’nın içerisinde olması beklediğimiz noktada oluşmuş bir depremdir.

BEKLEDİĞİMİZ ŞEKİLDE KIRILDI MI?

Öncelikle depremin kırılma mekaniğini incelememiz lazım. Acaba gerçekten beklediğimiz şekilde kırıldı mı? Bizim tektonik açıdan orada hesaplamalarını yaptığımız faylanma mekanizmalarına uygun mu? Kuzey Anadolu fayı, sağ yanal atımlı bir fay olma özelliği gösteriyor. Örneğin Türkiye’nin bazı bölgelerinde ters faylanmalar olabiliyor. Bazı bölgelerde normal olabiliyor. Ama bizim Kuzey Anadolu Fayı, Marmara içerisinde sağ yanal atımlı bir faylanma özelliği gösteriyor. Bu deprem de tam bizim beklediğimiz gibi sağ yanal atımlı gerçekleşti. Yaklaşık 75-85 derece civarında bir dik eğimle bir kırılma oluştu. 99 Depremi’nde de böyleydi. Düzce Depremi’nde de böyleydi.

“ENERJİ BOŞALMIŞTIR AMA...”

“Daha şiddetlisi olur mu olmaz mı” sorularının cevapları gerçekten çeşitli detaylı çalışmalarla yapılır. Bunların en önemlilerinden biri kolom stres analizleridir. Yani bir fay oluştuğu zaman burada ki gerilme etkinliğini bir başka kollara bırakır. Mesela 99 Depremi’nde Düzce’nin olması gibi. Şuna dikkat çekme istiyorum. Yeni çalışmalar doğuya doğru bir gerilmenin olduğunu gösteriyor. Ama bu yeterli değildir. Biz detaylı analizler yaparız. Oradaki kayma miktarlarını vektörlere göre kırılma yönlerini oluşturarak da hesaplamalar yapmamız gerekir. Bunlar bilim insanları tarafından şu anda yapılıyor. Ama bu hiçbir zaman bu depremin yarın olacağı devamının geleceği bir hafta sonra olacak gibi cümleler kurmamızı gerektirmez. Bunu yapmak çok güç. Oradaki yırtılmanın sonucunda bir enerji boşalmıştır ama bu boşalan enerji diğer segmentlere de stres birikimini yüklemiştir. Dolayısıyla bunu takip etmemiz gerekir. Bugünden çok net bir şey söylemek mümkün değil.”

Kaynak: HABER MERKEZİ
Ergin Ulutaş Silivri Deprem
Henüz bu içeriğe yorum yapılmamış.
İlk yorum yapan olmak ister misiniz?
Yorum yapmak için tıklayınız